İçeriğe geç

İyi bir dinozor kaç yaş ?

İyi Bir Dinozor Kaç Yaşında?

Herkesin hayatında bir dönüm noktası vardır, o an gelir ve her şey değişir. Kimi zaman ne yapacağınızı bilmediğiniz bir anda, kim bilir belki en ihtiyacınız olduğu anda, hayat size “iyi bir dinozor kaç yaşında?” sorusunu sorar. Bu soruyu duyduğumda, öylesine anlamlı bir şekilde bana çarptı ki, hem bir anı, hem de bir duygu yükü gibi, hiçbir zaman unutamayacağım bir hale geldi.

Geçmişin Yükü

O gün Kayseri’nin en tenha sokaklarından birinde yürüyordum. Genç yaşta olmanın getirdiği her türlü kararsızlıkla, ne istediğimi, nereye gitmek istediğimi pek bilemediğim bir dönemdeydim. Bir yandan hayatla aramda bir mesafe, bir diğer yandan ise anlam arayışım vardı. Hayal kırıklıklarım, başarısızlıklarım ve bütün bunlara rağmen, hala bir şeyleri değiştirme isteğim, bütün o sokakları birbirine bağlayan bir köprü gibiydi. O anda, bir kafede gördüğüm eski dostum, bana o soruyu sormasa belki de o kadar derin düşünmeyecek ve belki de kaybolacak bir şeyleri asla fark etmeyecektim.

Çayımı alırken, gözleri ışıltılı ama bir o kadar da kaybolmuş gibi duran, eski dostum Ela’yı gördüm. Bir zamanlar birlikte gülüp eğlendiğimiz, her anı paylaşan o eski zamanlardan çok uzakta bir yerdeydi. Yavaşça yanına oturdum. Ve tam o an, bir şekilde yılların getirdiği değişim, su gibi aramızdan süzüldü.

“Biliyor musun,” dedi Ela, gözlerini bulutlardan alıp bana bakarak, “Benim için zaman hep aynı hızda geçiyor gibi hissediyorum. Hep aynı döngü. Ama biz büyüdük, değil mi? Bunu her düşündüğümde, o dinozorlara takılıp kalıyorum. Sen de büyüdün.”

O an, Ela’nın ne demek istediğini, neden dinozorlardan bahsettiğini tam olarak anlamadım. Ama cümlesi kalbimde yankılandı. “İyi bir dinozor kaç yaşında?” sorusunun o an tam olarak yerini bulduğuna karar verdim. Ve bir an için geçmişin o ağır yükü bana en garip şekilde hatırlatıldı.

Zamanın Tuzağı

Bazen zaman, o kadar çabuk geçer ki, dönüp bakmak istemezsiniz. Kayseri’nin sabah serinliğinde, sıcacık bir çay içmenin huzuru, hayatın en güzel anlarından biri olabilir. Ama aynı zamanda, her anın içinde kaybolanlar da vardır. Ne zaman durup düşündüm, zamanla birlikte silinmiş olan o anılar bana gelip çarptı.

Ela’nın bu kadar düşündüğünü duymak, zamanın benim için de hızla geçiyor olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlattı. Bazen saatler, bazen günler, ama bazen de yıllar birbirini takip ederken, kaybolan bir şeylerin farkına varmak zor oluyordu.

“Benim yaşımda kaç yaşında bir dinozor olabilirim ki?” diye sordum ona.

Ela, derin bir nefes aldı. “O kadar fazla ki, o kadar! Zaman, bazen ne kadar da çabuk geçiyor. Belki de bu yüzden dinozorlar hala hep genç gibi hissediyor. Belki de bir dinozor, her yaşta, her zaman kendi içinde bir devrim yapabilmeli. Biraz hüzünlü, ama bir o kadar da özgür. Belki de iyi bir dinozor hiç yaşlanmaz.”

İçsel Çatışmalar

Birçok insan gibi ben de büyüdüm. Her şey daha fazla sorumluluk, daha büyük hayaller ve daha büyük kaygılarla geldi. 25 yaşına geldiğimde, hala çoğu zaman bir çocuk gibi hissettiğimi fark ettim. Bunu kabullenmek, büyüdüğümü kabul etmek, yaşadığım her şeyi ve hissettiğim her duyguyu tam anlamıyla anlamak kolay değildi.

Hayatın verdiği yük, bazen o kadar ağır gelir ki, geçmişteki basit anları, neşeli anları hatırlamak isterdim. O kadar çok düşünüyordum ki, her şeyin değişmiş olduğunu kabul edebilmek için ne kadar zaman daha geçmesi gerektiğini merak ediyordum. Fakat, her ne kadar bu kadar gergin hissetsem de, zamanın bana öğrettiği bir şey vardı: Hiçbir şey gerçek anlamda “büyük” değildi. Her şey bir çeşit dinozordu ve kendi içindeki devrim, bazen en sıradan anlarda gerçekleşiyordu.

Ela’nın söyledikleri, o günkü sohbetin ardından zihnimde dönüp durdu. “Bir dinozor, yaşının ne kadar olduğu konusunda kafasını karıştırmaz. O sadece yaşadığı zamanın tadını çıkarır.” Bu cümleyi tekrar düşündüğümde, ona tamamen katıldığımı fark ettim. Ne kadar uzun ya da kısa yaşadığımız değil, o anın içindeki hissettiklerimiz en önemli olan şeydi.

Dinozorun Hikâyesi

Bir dinozor yaşlandığında, bir şeylere, eski zamanlara doğru gitmeye başladığında, o zamanın izlerini her zaman hisseder. Ama o izleri, geriye doğru baktığında, bir dinozorun yaşının ne kadar olduğunu ölçemezsin. Dinozor yaşına rağmen, hala canlıdır. O, yaşadığı her günün kıymetini bilir. İyi bir dinozor ise, hiçbir zaman yaşadığını unutmaz.

Ve biz? Biz de, yaşadığımız her anı, her duyguyu, her düşüşü ve her çıkışı sahiplenmek zorundayız. Dinozorlar, kendilerini her yaşta bir “devrimci” gibi hissedebilir. Kim bilir? Belki de gerçekten dinozorlar bir zamanlar yaşadıkları her anı o kadar iyi hissedebilmişlerdir ki, hiç yaşlanmamışlardır.

Ela ve ben, uzun bir sessizliğe gömüldük. Zaman ne kadar geçerse geçsin, ne kadar yol alırsak alalım, her birimizin içindeki o dinozoru korumamız gerektiği hissi, sessizce birbirimize geçti. Gerçekten önemli olan soruyu cevaplarken, zamanın izleri o kadar büyük olmasa da, bir insanın içindeki dinozor, her yaşta genç ve özgürdür.

Benim için de hayat, daha fazla korkuya ve endişeye yer bırakmadan, sadece yaşamak ve o yaşadığım anları hissetmek üzerine kuruldu. Zaman ne kadar hızlı geçerse geçsin, dinozor olmak, yaşamanın gerçek anlamıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betci.org