Çuşa Ne Demek? Bir Genç Yetişkinin Hayal Kırıklığı ve Umutla Dolu Yolculuğu
Hayat bazen, anlamadığın kelimelerle seni sarsar. Çuşa, işte öyle bir kelime. Kayseri’de doğup büyümüş, duygularını saklamak yerine onlarla yaşamayı seven biriyim. 25 yaşımdayım ve her gün bir şeyler yazıyorum. Çünkü yazmak, içimdeki karmaşayı dışarıya çıkarabilmemin tek yolu. Bugün, “çuşa” kelimesiyle karşılaştım ve ondan ne kadar derin bir anlam çıkardığımı, nasıl bir duygusal yolculuğa çıktığımı anlatmak istiyorum.
Çuşa’nın Anlamı ve İlk Karşılaşma
Çuşa, Kayseri’nin yerel ağızlarında sıkça duyduğum ama tam olarak anlamını bilmediğim bir kelimeydi. Geçtiğimiz hafta, bir arkadaşım bana kayıtsız bir şekilde, “Hadi gel, çuşa yapalım!” dedi. İlk başta kulaklarıma inanamadım. Bu ne demekti? Çuşa yapmak? Neredeyse 25 yıldır Kayseri’de yaşıyorum, ama bu kelimeyi ilk kez duyuyordum. Hemen sordum: “Çuşa ne demek?”
Arkadaşımın gülerek yanıtı, kelimenin gerçek anlamını anlamama yardımcı oldu: “Çuşa, kaybolmak, bir yere gitmek, sıkıldığın bir yerden kaçıp uzaklaşmak demek.” Ama öyle bir uzaklaşmak ki, sanki o an her şeyin üzerindeki sis kalkıyor, her şeyin anlamı bir anda kayboluyor.
Ve o an, kelimenin anlamı bir kenara, içimde garip bir boşluk hissettim. Çüşa, sadece bir kelime değil, bir duygu, bir eylemdi. Bir yerden kaçmak, bir sorunun cevabını bulamadan bir şeyden uzaklaşmak… Hangi yaşta olursan ol, her insanın içinde bir çuşa yapmak isteği vardır, değil mi?
Bir Akşam Çuşa Yaptım
Bir gün, hiçbir şeyin yolunda gitmediğini hissettiğimde, “çuşa” yapmaya karar verdim. Kayseri’nin sıcak yaz akşamlarından biriydi. Yağmurun karıştığı toprak kokusunu, hava ne kadar ağır olsa da hissedebiliyordum. Bir kafede oturuyordum, telefonum elimde, tüm sosyal medya hesaplarımın bana ne kadar boş, ne kadar sıkıcı geldiğini düşünüyordum. Bu dünyadan, bu yapmacıklıkla dolu ortamdan kaçmak istiyordum.
Yavaşça kalktım, ceketimi aldım ve dışarı çıktım. Hiçbir yere gitmeye karar vermedim; sadece kaybolmak istedim. Çuşa yapmak, işte buydu. Kendimi bir saat boyunca Kayseri’nin arka sokaklarında kaybettim. O an, hiçbir şeyin önemli olmadığını hissettim. Hiçbir insanın benden bir şey beklemediğini, hatta kimseyi umursamadığımı fark ettim.
O yürüyüş sırasında bir anda, her şeyin geçici olduğunu düşündüm. İnsanlar, ilişkiler, beklentiler, işler… hepsi bir gün bitecek, kaybolacak, tıpkı çuşa yapar gibi. Bazen hayatta kalmak için, sadece bir şeylerden kaçmak gerekebiliyordu. Ama kaçarken, insanın en çok neye ihtiyacı olduğunu tam olarak bulamıyorsun. O kadar belirsiz ki her şey. O an gerçekten kaybolmak istiyordum.
Hayal Kırıklığı ve Bir Başka Çuşa Arayışı
Çuşa yapmanın içindeki huzur ve boşluk hissi, başlangıçta bana çok çekici geldi. Ancak ne yazık ki, bir süre sonra bunun aslında bir kaçış değil, sadece bir duygusal sığınak olduğunu fark ettim.
İnsanlar “kaçmak” istediklerinde, genellikle yüzleşmekten korktukları duygularıyla karşı karşıya gelirler. O gece, Kayseri’nin o karanlık sokaklarında kaybolurken, kalbimde bir boşluk olduğunu fark ettim. Bunu neyle dolduracağımı bilmediğimi… Bir noktada, çuşa yapmanın sadece bir illüzyon olduğunu düşündüm.
Birine ne kadar yakın olursan ol, bazen hissettiğin yalnızlık, bir çuşa yapmaya zorlar seni. Ama hiçbir yere gitmenin, kaçmanın aslında ne kadar da geçici olduğunu görmek acı verici bir gerçekti. O akşam, hem kaybolmuş hem de daha da yalnız hissetmiştim.
Bir duvarın önünde durup, sanki tüm dünyaya sırtımı dönmüş gibi hissederken, içimdeki boşluğu ve hayal kırıklığını anlamaya çalıştım. Bazen herkesin anlamadığı bir duygu vardır, belki de “çuşa” da tam olarak bu duyguyu tanımlar. Kaçtığın yer değil, kaybolduğunda hissettiklerin.
Bir Başka Çuşa: Umutla Dönüş
O gece, Kayseri’nin sokaklarında kaybolduğumda bir şey fark ettim. Hayat, hep bir adım ötemizde. Yaşadığımız an, geçmişin ve geleceğin arasında sıkışıp kalmışken, bazen tek yapmamız gereken şey bir duraklama anı yaratmak. Belki de bu anı, çuşa yaparak yakalayabilirdik.
Birkaç hafta sonra, o akşamın izlerini silip, yine günlüklerime yazmaya başladım. Fark ettim ki, bazen bir kelimeye takılmak, bir şeylerden kaçmak, insanı geçmişine, düşüncelerine daha da yakınlaştırıyordu.
Çuşa yapmak, aslında sadece kaybolmak değil, aynı zamanda bulmaya da giden bir yoldu. Bugün, çuşa ne demek olduğunu çok daha iyi biliyorum. Bu kelime, bir kaçışın ötesinde, bir yolculuk ve belki de kendi iç yolculuğumu daha iyi anlamama vesile oldu.
Bir gün belki tekrar çuşa yaparım, belki bir başka kayboluş arayışına çıkarım. Ama o zaman, kaçarken bile kendimi bulacağım. Çünkü kaybolduğunda, bir yerlerde bulunacağın kesin.
—
Hikâyemde Kayseri’nin sıcak yaz akşamları, çuşa yapmak ve bir gencin hayal kırıklığı ve umutla yoğrulmuş içsel yolculuğunu anlattım. Çünkü bazen, kelimeler, tıpkı çuşa gibi, ne kadar basit olursa olsun, içinde derin anlamlar taşır.