Sekîne Sandığı Nedir? Hadi Birlikte Keşfedelim!
Bir şeyin adını duyduğunda bazen garip bir şekilde “bu ne ya?” diyerek kafanıza takılabilirsiniz, değil mi? Mesela geçen gün arkadaşlarla otururken biri “Sekîne sandığı” dedi. Ben de bir anda “Aman Allah’ım, bu ne şimdi, yeni bir teknoloji mi? Yoksa bir tür eski eşya mı?” diye kafamda dönüp dururken, işler daha da karıştı. Düşüncelere dalıp kaybolduğumda, bir anda arkadaşım Elif’in “Yani, ciddi misin? Sekîne sandığı işte!” demesiyle gerçeği öğrendim. Tabii, o anda kimseye belli etmedim ama içimden, “Vallahi seni bir tane sandığa koyup kapatmak istiyorum” dedim. Neyse, gelin bu Sekîne sandığını birlikte keşfedelim, belki hepimiz için faydalı olur.
Sekîne Sandığı: Nedir Bu Yüce Efsane?
Şimdi, Sekîne sandığı nedir sorusuna cevabımızı vereyim. Hani bazen eski şeyler vardır, hep bir sır perdesiyle sarılıdır ya, işte Sekîne sandığı da o tür bir şey. Bir anlamda, geçmişin gizemi gibi. Ama işin aslı, bu sandık aslında sadece bir obje değil, aynı zamanda bir sembol. Osmanlı’dan kalma, pek de fazla bilinmeyen bir şey. Peki ne işe yarıyor? “Hani, elinde neredeyse her şeyin sırrını taşıyan bir kutu olmalı, diyeceksin” diyenler olacaktır. Ama hayır, bu sandık daha çok, bir yerden bir yere taşınan ve içindeki her şeyin üstü örtülü olan bir şey. Hani şu “çok kıymetli, ama içine ne koyduğuna kimse tam olarak bakmamış” türünden.
Biraz daha derine inmek gerekirse, Sekîne sandığı, tıpkı eski zamanlarda insanların bir şeyleri güvenli şekilde saklamak için kullandığı bir eşya. Bunu duyduğumda, o eski taş evlerde akşamları annelerin yerini bulamadığı ya da sadece “çok değerli” diye tuttuğu kutuları hayal ettim. Yani sonuç olarak, aslında bu sandık çok şey saklar ama aynı zamanda o kadar derindir ki içine bakmaya cesaret edemeyiz. Ben de bazen öyle hissediyorum. İçim o kadar dolu ki, kendime bile tam bir sekine sandığı gibi gizlenmişim. Kimseyi de içeri aldırmam!
Gündelik Hayattan Sekîne Sandığına Bir Yansıma
Şimdi biraz daha “insanlık hali” dedik ve gündelik hayatımıza geçtik. Aslında, Sekîne sandığı deyince bir yerden bir yere taşınan bir şeyden bahsediyorsak, bunun en iyi örneğini her akşamın sonunda odama girdiğimde buluyorum. İşte benim sandığım! “Yine mi odanda dağınıklık, bir tane sandalye var, kitaplıklar var, bir sürü şeyin üstü dağınık!” diyor annem. Ama kimse, o odada gizli olan sekineyi göremez. Yani, o kadar çok şey var ki, kimse tam olarak ne olduğunu bilemez! Sadece ben ve tabii annem, kendi kendime diyorum. Ama her akşam bu sandık bana daha fazla “sakinlik” getiriyor. Gerçekten derinlere inmek mi istiyorsun? O zaman kendi sandığını aç, bak ne var içinde!
Kısa Bir Diyalog: “Sekîne Sandığı ile Kafamı Karıştıran Sohbet”
Elif: “Sen Sekîne sandığı nedir biliyor musun?”
Ben: “Evet, tabii. Hani, eski zamanlardan kalma… Herkesin içine baktığı ama kimsenin tam olarak anlamadığı kutular, değil mi?”
Elif: “Bayağı derin düşündün! Ama o kadar da karmaşık değil.”
Ben: “Evet, işte tam olarak o yüzden! Herkesin içinde bir Sekîne sandığı var, derinlere gitmek gerek.”
Elif: “Hah, tamam! Şimdi bu felsefe gibi oldu!”
Ben: “Bence de!”
Sekîne Sandığının İçindeki Sır
Şimdi gel gelelim, bu sandığın içindeki sır nedir? Ya da aslında kimse onu merak eder mi? Düşünsene, bir sandık var ama içindeki şey her neyse, hep kapalı tutuluyor. Kimse tam olarak açıp bakmıyor. O zaman bu da bir tür “gizem” gibi geliyor bana. Hani bazen kendi içimdeki gizemi çözmeye çalışıyorum, ama her şeyim karışıyor. Biraz fazlasıyla kafamı kurcalayan şeyleri düşününce, her şey bir sekine sandığı gibi açığa çıkıyor. O zaman “Tamam, biraz daha bekleyeyim” diyorum. Sandığın içinde ne var, kimse bilmiyor, sadece beklemek lazım. Belki biraz sakinleşip bakmak lazım.
Sonuç: Hayatın Sekîne Sandığı Gibi
Sonuç olarak, “Sekîne sandığı nedir?” sorusu aslında biraz da hayatla ilgili. Kimse tam olarak içindekini bilemez ama her an bir şeyler saklanır. İnsanların içindeki duygular, düşünceler, endişeler, hepsi bir tür sandık gibi kapalı ve gizli kalabilir. Kimseye de açma zorunluluğumuz yok. Ama içindeki sırları keşfetmek, belki de en güzel tarafı. Düşün bakalım, senin hayatında da bir Sekîne sandığı var mı? Olabilir. Bazen sırlar ve içsel dünyamız, tıpkı o sandıklar gibi, sadece bizle ilgilidir. Ama bu, sandığı açmayı ve içindeki derinlikleri keşfetmeyi erteleme hakkını da sunar, değil mi?